Kayıtlar

Felsefe Notları -1-

Resim
Dünya nüfusunun yaklaşık %75 ila %84'ü herhangi bir dine inanan insanlardan oluşuyor. (Pew Research Center ve Our World in Data verileri) Her ne kadar son 200 yıldır din kamusal alanda etkisini yitirmiş olsa da, insanların çoğunun yaşamsal motivasyonlarının din referanslı olduğu söylenebilir. Sanayi Devrimi sonrası protestan ahlakın hakim olduğu bir dünyada, dinin toplumsal kurumların içerisinde ne kadar yer aldığı tartışılır.  2018 yılında yapılan Being Christian in Western Europa adlı raporda, Batı Avrupa'da kendini Hristiyan olarak tanımlayanların büyük kısmının kilisiye hiç gitmediğini, dinin hayatlarında ikincil bir rol aldığı nicel verilerle ortaya konulmuştur. Türkiye Genel Sosyal Saha Araştırma (TGSS)'nın dikkat çekici raporunda ise, toplumun % 84'ü Türkiye'nin laik bir devlet olduğunu dile getirmiştir. Bu veriler ışığında bir dine mensup olsalar dahi, insanların pratik düzeyde dini ikinci plana attığı sonucu ortaya çıkabilir. Bunun bir çok nedeni olmasına ...

BİR TOPLUMSAL GERÇEKLİK OLARAK HUKUK

Resim
İnsan doğumundan itibaren topluma ihtiyaç duyar. Birey insan doğası gereği yalnız yaşayamaz. Bu yüzden toplumun içerisinde diğer bireylerle ilişki içerisinde olmak zorundadır. Bu süreçte kaçınılmaz olarak, toplumun yarattığı kurumlara ihtiyaç duyar ve bu yapıların oluşumunda ve devamında rol oynar. Bir toplumsal yapı olan devlet bu duruma örnektir. Birey ve toplumlar insanlar arasındaki barışı ve güvenliği sağlamak için devlet adını verdikleri bir toplumsal bir yapı yaratmışlardır ve şiddeti devletin tekeline vererek, şiddeti devlet nezdinden meşrulaştırmışlardır. Toplum bu yapının devamı için ne gerekiyorsa yapmaktadır.

YAŞAMA VE BAŞARILI OLMA MECBURURİYETİ ÜZERİNE KISA BİR DENEME

Eğer yeterince kelimeniz, açık bir zihniniz ve her şeyden önce fikirlere tahammülünüz varsa, akşam sorumluluklarını getirmek istemeyen küçük bir kız çocuğu, size bir takım felsefi keşif ve ilhamlara götürebilir. Yetişkin birey, düşüncelerinden emin olduğu için çocukların düşüncesine aldırmaz ise de, çocuklar aslında duru bir zihinle belki çok fazla hedonist gayeler ile yapılıyor olsa da, zaman zaman gerçeği sessizce haykırabilirler. Çocuğun yasak olmasına rağmen akşam dondurma yeme ısrarı aslında bir takım felsefi konular barındırıyor ve az önce ifade ettiğim gibi açık bir zihin bunları pekala keşfedebilir.  İnsanın dünyaya hangi nedenden geldiğinden bağımsız olarak, bütün insanlar yaşamak zorundadır. Birey ilahi ya da seküler motivasyonlarla bu dünyaya bir şekilde tutunmak zorundadır. Bu zorunluluk haliyle küçük yaşlardan itibaren başlıyor. Küçük bir çocuk bu dünyada yaşamak istemiyorum gibi bir cümle, yapısı itibariyle kuramaz. Çünkü o henüz hayattan vazgeçecek kadar dünyadan bir...

EVLİLİK ÜZERİNE KISA BİR DENEME

Tüm canlılar hayatta kalma güdüsünün ardından neslini devam ettirme yani üreme dürtüsü ile hayatını sürdürür. Üremek canlılar için biyolojik bir zorunluktur. Üreme sayesinde canlıların hayatı devam eder. Canlıların birbirine birçok bakımdan ihtiyaçları olduğu için, - eğer radikal ve sert bir beşerî müdahale yoksa- üreme sonucu tüm canlılar hayatlarını idame ettirirler. Diğer tüm canlılardan ayrı olarak insanların üreme eylemlerinde ahlaki bir yön vardır. İnsanların üremesi belirli koşullar sağlandıktan sonra gerçekleşebilir. Teknik olarak iki insan cinsinin bedensel olarak yeterli olmasının ardından, teknik olarak üremesinde bir sorun yok. Ama ahlaki bir hayvan olarak insan, eylemlerinde birçok değer barındırır. Üreme eylemi için belirli koşullar genellikle; yaş, mekân, evlilik , aşk gibi soyut ve somut kavramlardır. Postmodern dönemde etkisi azalsa da hala insanlar arasında üremenin gerçekleşmesi evlilik gibi kurumsal bir yapıdan bağımsız düşünülemez. Çünkü neredeyse tüm toplumlar...