Kayıtlar

YAŞAMA VE BAŞARILI OLMA MECBURURİYETİ ÜZERİNE KISA BİR DENEME

Eğer yeterince kelimeniz, açık bir zihniniz ve her şeyden önce fikirlere tahammülünüz varsa, akşam sorumluluklarını getirmek istemeyen küçük bir kız çocuğu, size bir takım felsefi keşif ve ilhamlara götürebilir. Yetişkin birey, düşüncelerinden emin olduğu için çocukların düşüncesine aldırmaz ise de, çocuklar aslında duru bir zihinle belki çok fazla hedonist gayeler ile yapılıyor olsa da, zaman zaman gerçeği sessizce haykırabilirler. Çocuğun yasak olmasına rağmen akşam dondurma yeme ısrarı aslında bir takım felsefi konular barındırıyor ve az önce ifade ettiğim gibi açık bir zihin bunları pekala keşfedebilir.  İnsanın dünyaya hangi nedenden geldiğinden bağımsız olarak, bütün insanlar yaşamak zorundadır. Birey ilahi ya da seküler motivasyonlarla bu dünyaya bir şekilde tutunmak zorundadır. Bu zorunluluk haliyle küçük yaşlardan itibaren başlıyor. Küçük bir çocuk bu dünyada yaşamak istemiyorum gibi bir cümle, yapısı itibariyle kuramaz. Çünkü o henüz hayattan vazgeçecek kadar dünyadan bir...

EVLİLİK ÜZERİNE KISA BİR DENEME

Tüm canlılar hayatta kalma güdüsünün ardından neslini devam ettirme yani üreme dürtüsü ile hayatını sürdürür. Üremek canlılar için biyolojik bir zorunluktur. Üreme sayesinde canlıların hayatı devam eder. Canlıların birbirine birçok bakımdan ihtiyaçları olduğu için, - eğer radikal ve sert bir beşerî müdahale yoksa- üreme sonucu tüm canlılar hayatlarını idame ettirirler. Diğer tüm canlılardan ayrı olarak insanların üreme eylemlerinde ahlaki bir yön vardır. İnsanların üremesi belirli koşullar sağlandıktan sonra gerçekleşebilir. Teknik olarak iki insan cinsinin bedensel olarak yeterli olmasının ardından, teknik olarak üremesinde bir sorun yok. Ama ahlaki bir hayvan olarak insan, eylemlerinde birçok değer barındırır. Üreme eylemi için belirli koşullar genellikle; yaş, mekân, evlilik , aşk gibi soyut ve somut kavramlardır. Postmodern dönemde etkisi azalsa da hala insanlar arasında üremenin gerçekleşmesi evlilik gibi kurumsal bir yapıdan bağımsız düşünülemez. Çünkü neredeyse tüm toplumlar...