YAŞAMA VE BAŞARILI OLMA MECBURURİYETİ ÜZERİNE KISA BİR DENEME
Eğer yeterince kelimeniz, açık bir zihniniz ve her şeyden önce fikirlere tahammülünüz varsa, akşam sorumluluklarını getirmek istemeyen küçük bir kız çocuğu, size bir takım felsefi keşif ve ilhamlara götürebilir. Yetişkin birey, düşüncelerinden emin olduğu için çocukların düşüncesine aldırmaz ise de, çocuklar aslında duru bir zihinle belki çok fazla hedonist gayeler ile yapılıyor olsa da, zaman zaman gerçeği sessizce haykırabilirler. Çocuğun yasak olmasına rağmen akşam dondurma yeme ısrarı aslında bir takım felsefi konular barındırıyor ve az önce ifade ettiğim gibi açık bir zihin bunları pekala keşfedebilir.
İnsanın dünyaya hangi nedenden geldiğinden bağımsız olarak, bütün insanlar yaşamak zorundadır. Birey ilahi ya da seküler motivasyonlarla bu dünyaya bir şekilde tutunmak zorundadır. Bu zorunluluk haliyle küçük yaşlardan itibaren başlıyor. Küçük bir çocuk bu dünyada yaşamak istemiyorum gibi bir cümle, yapısı itibariyle kuramaz. Çünkü o henüz hayattan vazgeçecek kadar dünyadan bir beklenti içerisinde olmasının yanında, böyle bir alternatifin olduğundan da habersizdir. Bir çocuğun beklentisi ile, bir yetişkinin beklentilerinin arasında uçurum olacağı için, çok küçük bir meta ya da davranış çocuğu bu hayata daha da sımsıkı bağlayabilir.
Yetişkin olarak cüzi bir iradeden bahsedebilir ve genellikle günlük pratiklerimizde irademizi ortaya koyabiliriz. Yapmamız gereken çok önemli bir işi -bedel ödemek uğruna- erteleyebilir ve onun bize sağlayacağı kazançtan sırf tembellik tercihimizden dolayı mahrum kalabiliriz. Ama çocukların böyle bir şansı yok. Çocuklar yaşama mecburiyetinin yanında başarılı da olmak zorundalar. Özellikle son zamanlarda veliler arasında yaşanan yarış, çocukları üzerinde yapılmaktadır. Hepsi, birbirinden ayrılmış parkurlarda yarışan böcekler gibi. Üstelik tüm bunları neden yaptıklarını da bilmiyorlar. Çocuklar bu parkurlarda neden bulunduklarını, yandaki böceklerle neden oynamak yerine yarıştıklarının farkında değil. Modern dünyanın insanları şekillendirmesinden ve geleceklerini ipotek almaya çalıştığı bu çağda, çocuklar yetişkinlerle aynı hataya düşmek istemiyor olabilirler. Çocuklara telkinler arasında "okumalısın" tavsiyesinin tam olarak ne anlama geldiği üzerinde de ittifak etmediler henüz. Neden okumalı ve bunun ne anlamı var? Bu soru bir çocuğun ağzından çıktığı zaman elbette isyankar olarak nitelendirilebilir ama modern zamana baktığımızda bireye başarılı olarak sunulan şey; tam anlamıyla hayatın hakkını vermek olabilir mi?
Kaç gündür çok fazla dondurma yediği için bugün cezalı olan kızım, bugün günün sonunda o dondurmayı yedi. O dondurmasını yerken, bu dünyanın tüm kurgularından, toplumsal rollerinden, bana dayattığı tüm kimliklerden vazgeçip, bir insan olarak bu masum ve küçük insana sarıldım. İstediği sadece bir dondurmaydı. Bizim yetişkinler olarak toplumsal normlarımızdan, sosyal teorilerimizden, sosyal inşalarımızdan vazgeçip sadece karamelle ve vanilyalı dondurmak yemek istedi. Uzun uzun tartışmaların ve öğütlerinden ardından ince ve zayıf bedenini sımsıkı sarıldım. Bir gün bu ilahi ve beşeri kurgunun sona ereceğini bilerek, ona sarıldım ve afiyet olsun dedim.
Yorumlar
Yorum Gönder